Hazreti MUHAMMED MUSTAFA Sallallahü Aleyhi ve Sellem

Peygamber Efendimizin Haya Sıfatı

Rasûlü Ekrem Efendimiz, insanların en çok haya edeni, bakılmayacak şeylerden en çok gözünü koruyanı idi. Efendimiz, çok latîf bir tabiate ve rikkate sahipti, kimsenin karşısına sevilmeyecek bir halle çıkmaz idi, haya ve keremi buna müsait değildi.

Hazret-i Âişe (ra) der ki: Fahr-i Kâinât herhangi bir kimseden sevilmeyecek ve gayr-i meşru bir şey görür ve duyarsa, onu ismiyle ve tarif ederek söylemez, ancak: "Onlara ne oluyor ki şöyle yapıyorlar veya böyle ediyorlar." derlerdi.

Hazret-i Enes'ten: Bir gün, Resûlullah'ın huzuruna, sakalını boyamış bir kimse geldi. Bu halden hoşlanmadılar. Fakat yüzlerine karşı, sahabe içinde de bir şey söylemediler. O ayrıldıktan sonra: "Bu zâta söyleyin, sakalından bu boyayı yıkasın" buyurdular.

Yine Hazret-i Âişe (ra) söylüyor: Efendimiz, bağırıp çağırmaz, aşırı konuşmaz, sokaklarda kimseye yüksekten laf etmez, kötülüğe karşı kötülükle mukabelede bulunmaz, affeder ve bağışlardı.

Cenab-ı Fahri Risâlet, hayasından kimsenin yüzüne dikkatle bakamazlardı. Hazret-i Âişe (ra) zevcesi olduğu halde Ben, Rasûlullah'ın görülmeyecek yerlerini hayatım boyunca görmedim, derlerdi.

Buharî, Ebû Saîdi Hudrî (ra)’den: Rasûlü Ekrem Efendimiz, bir bakire kızın örtüsü içinde ki utangaçlığından daha hayalı idi. Tab'ına uymayan bir şeyde biz, durumunu yüzünden anlardık.

Bezzar, İbni Abbas (ra)’den: Rasûlullah, hücrelerinin kapalı bir yerinde gusleder, örtülü bir yerde yıkanırlar, onları bu halinde kimse görmezdi. Sefer esnasında, yolda, çok uzaklara giderek def'i hacet ederlerdi. Sahabeleri yanında ayağını uzatıp oturmamışlardı. Çok defa: “Ashabımın herhangi bir halinden bana şikâyet etmeyin, birinizin ayıbını bana yetiştirmeyin. Ben, sizin aranıza kalbim her şeyden sâlim olarak gelmeyi isterim.” buyururlardı. Biri onu çağırınca: “Lebbeyk – Buyurun” diye cevap verirlerdi.

Hayatı boyunca, Peygamber Efendimizin eli, yabancı bir kadının eline değmemiştir. Huzurlarında kadınların hususi hallerinden bahsedilmez, herhangi bir ihtiyaç anında Hazret-i Âişe (ra) validemiz vasıta olurlardı.

Bir sefer dönüşlerinde çıplak ayaklarını suyla ıslatmışlardı. Dışarıdan Cenab-ı Osman (ra)‘ın geldiğini haber verdiler, bir bez alarak ayaklarını örttüler ve şöyle buyurdular: “Meleklerin bile kendisinden haya ettiği bir zattan ben haya etmeyeyim mi?

İbni Cerir, Ebû Nüaym, Abbas (ra)’dan: Kureyş kavmi, Kabe'yi tamir ediyorlar, bu meyanda çocukların da taş getirdikleri vardı. Cenab-ı Muhammed de bu kafilenin içinde bulunuyordu. Omuzu acımasın diye eteğini kal­dırıp taşın altına koymak istemişti. O anda müdhiş bir zat gelerek kendisine, eteğini kaldırmamasını işaret edip gitti. Korkusundan Hazret-i Muhammed (sav), orada bayılıvermişti.

 Kaynak: Mevlânâ ve Mesnevî Gözüyle Peygamber Efendimiz. / Tahir Büyükkörükçü

 

 &  17.01.2011  "Sayfamız en iyi 1024x768 çözünürlükte ve Internet Explorer ile izlenebilir."