Hazreti MUHAMMED MUSTAFA Sallallahü Aleyhi Vesellem

 Nur'u Muhammediyelerinin Yaratılışı

                Bunu Yazıcızâde Hazretleri (K.S.) şöyle dile getiriyor.

 

             Rivayet etti raviler Hazret-i Ali'den (R.A.)

             Hak Tealâ yarattı Kudretinden,

            Anın nurunu nur-u hainden,

            Yok idi Arş-ü Kürs-i Cennet-ü Nâr,

            Yok idi alemin nam-ü nişânı,

            Yok idi âdemin adı vü sânı

            Bunlardan evvel yarattı Hak anı bil.

 

            Allah (C.C.) kainatta ilk olarak 324.000 (Üç yüz yirmi dört  bin) YıI evvel Peygamber  Efendimizin (S.A.V.) Nur-u Muhammediyelerini halk  etti. Resulullah (S.A.V.) Hazretlerinde Nur-u Muhammediye halk olduktan sonra Resul-i Ekrem o kadar parlakmış ki, Nur-u Muhammediyeleri bir ayna halinde parlamaya başlamış. Öyle ki, güneşin ziyası Resul-i Zîşan Efendimiz 'in yanında çok sönük kalır. Güneş de ziyasını ondan alır. Resulullah Efendimiz (S.A.V.) olmazsa onların hiç birisi olamayacak; Resulullah Efendimiz (S.A.V.) aya, güneşe, yıldızlara ziya göndermese onlarda her şey kararıp bir anda yok olacaktı. Ayrıca hepimizdeki akıl, iman, izan nurlarının menşei Nur-u Muhammediyedir.

Resulullah Efendimizi bir insan böylesine tanımadıkça, inanmadıkça, bağlanmadıkça, Resulullah' tan (S.A.V.) bihakkın nasibini alamaz, alması mümkün olamaz. Hazreti Resulullah'a Cenâb-ı Hak (C.C.) bir nazar ediyor, aynadan mübarek (Cenâb-ı Hakk'ın) Cemâli ilâhiyesini gösteriyor.

           Nazar kıldı mir'ata münezzel ki gördü ve gayet

           İstidya hayatın sanki oldu ab.

 

Rasulullah (S.A.V.) Efendimiz Cenab-ı Hak'kı görünce, daha nur halinde iken, henüz kendilerine ruh giydirilmeden Cenab-ı Hak'kı aynadan seyredince, o kadar haya etti ki âb (su) kesildi sanki. o kadar terledi. Bunun üzerine beş defa secde etti. Allah'ın (C.C.) kudreti, azameti karşısında öylesine ezelden eğitilmiş ve daha doğduğunda secdeye  kapanmıştı.  Doğar doğmaz konuşan peygamberlerdendir.

 

Peygamberimiz (S.A.V.) Hazretlerini Amine Validemizden Süleyman Celebi Hz. Mevlîd-i Şerifinde  naklediyor. Habib'j Zîşan secdeye kapandı diyor:

           Deprenür dudakları söyler kelâm,

          Anlayamazdım ne derdi ol hümam,

          Kulağım ağzına verdim dinledim.

          Söylediği sözü  ol dem anladım.

 

Ne diyordu? Secdeye kapanmış "İlahi, ümmeti ümmeti" diyordu. Ya!.. Doğar doğmaz secdeye kapanıyor, "Ya Rabbi Ümmetimi bana Iûtfeyle" diyordu.

           

                      Tıfl iken ol diler idi ümmeti,

          Sen kocaldın terk edersin sünneti.

O henüz daha çocuk iken, "ümmeti, ümmeti!.." diye yalvarırken, inlerken... Halbuki senin yaşın ilerledi, ihtiyarladın, çocuk ve torun sahibi oldun. Halen daha terk edip sünneti geçersin. Demek ki bizim kılmağa çalıştığımız beş vakit namaz Resulullah (S.A.V.) Hazretlerinin bütün alem, bütün kainat, bütün mükevvenat yaratılmazdan (324.000) YıI evvel Nur-u Muhammediyelerinin secdelerinden kalma olup, bilâhare Miraç'da farz kılınıyor. O beş secdenin hikmetini İsmail Hakkı Hazretleri anlatıyor ;

Bir defa secde etti. Allah'ın (C.C.) büyüklüğü karşısında bir secde ile iktifa edemedi. 2. 3. 4. ve 5. defa Allah'a çok çok şükrünü beyan etti.  Çünkü Nimet'i ilâhiye'si üzerinde çok büyüktü.

 

           (Bize hem nur, hem rahmet kılalım, ânı şeyh ü şah.)

O namaz bize hem nurdur, hem rahmettir. Mü 'minin miracıdır namaz ama, Resulullah (S.A.V.) Efendimiz 'in sahip olduğu o haya içinde namaz kılmak lazım. Namaz kılarken sen de terleyebiliyor musun? Daha abdest alırken titreme meydana geliyor mu? Hangi huzura çıkacaksın?

 

            Çünkü beş kez secde kıldı ana Nûr

            Pes ânı kıldı Hak nur-un alâ nûr.

           Her rekatta insanın feyzi biraz daha artar. Çünkü aşk-u muhabbeti, nuru daha da artar. Bu arz ettiğimiz manada namaza girdiğimiz zaman bunu bizler de az çok hissederiz. Hedef o olmalı zaten... "Niye bizler büyüklerimiz gibi namaz kılamıyoruz?.." diye sormalıyız kendimize. Niye Ashâb-ı Kirâm Hazeratının bağlandığı gibi Resulullah 'a (S.A.V.) bu günkü  ümmet bağlanamıyor? Niye onun Ashâbı gibi fedakar  olamıyoruz?  Hiç değilse onlara biraz daha olsun benzeyemiyoruz. Bu sualleri hep kendimize tevdi edip soracağız.

 

          (Nazar kıldı çün ona Rahmetinden Hak hazretleri hayadan terlerdi.)

Cenâb-ı Hak 'ka Rasulullah (S.A.V.) secde ettikçe Resulullah'a olan iltifatı artıyor, nazar-ı teveccühü artıyor. Cenâb-ı Hak 'kın kendisine nazar kıldığını gördükçe, Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) hayadan terliyordu.

 

          Pes ol terden yarattı kâinatı

          Ki arştan ferşe cümle mümkünatı

            Resulullah'ın ol mübarek terinden, kainat, mükevvenat, arş, kürsi, yer, gök ve her şey yaratıldı.

 

                      Bu lütfu göricek ol nur-u âzam

          Ki ondan oluser mecmû-u âlem

Baktı ki Resulullah Efendimiz (S.A.V.) kendisine o kadar iltifatta bulunuluyor, onun mübarek terinden onun hürmetine bütün kainat, mükevvenat yaratılıyor. Bu iltifat-ı rabbaniyeyi, bu iltifat-ı ilâhiyyeyi görünce, yüz vurdu şükür kıldı, etti tederru ki yetmiş bin yıI anda etti tespih. Öylesine secdeye kapandı ki, Rasulullah Efendimiz (S.A.V.) Nur-u Muhammediye olarak (70.000) yıI hiç durmadan Cenâb-ı Hak'kı tespih etti.

Resul-i Ekrem (S.A.V.) doğar doğmaz secdeye kapandı. Dünya'ya gelmezden evvel yüz binlerce yıl Cenâb-ı Hak 'ka ibadette bulundu. Alem-i Ervahta Cenâb-ı Hak kendisini hazırladı. Bütün ruhlar onun hürmetine yaratıldı. Her şey onun hürmetine halk olundu. Hepimiz onun hürmetine yaratıldık.

 

           (O ’nun zâtını tevhid etti, tahmit etti, onun zatını temcit etti

            Pes ol nurun şuaından muhakkak, yarattı enbiya ervahını hak.)

            Resulullah (S.A.V.) Efendimizin nurlarından, manevi ışıkların­dan ikinci olarak yaratılan

kimmiş?  Enbiya-i İzam ve Aleyhimüsselevâtı vesselâm efendilerimizin mübarek ruhaniyetleri, sâir peygamberlerin ruhaniyetleri...

 

           (Vücûda geldi çünkü, ondan ervah

            gördüler, berk urur birnur-u vezzâh.)

Ondan sonra da sair ruhlar yaratıldı. Hep Nur-u Muhammediye bunların mebdei, menşei oluyor, çekirdeği oluyor, her şey ondan vücûda geliyor.

 

                      Anı görüp kamu iman getirdi

                      Hak anı dertlere derman getirdi.

                      Bunlardan sonra bir nurâni kandil yarattı.

                      Şöyle kim vasfedemez dil

          Pes anda Mustafa-nın sûretini yarattı,

          Gör kemâl kudretini,

          Yarattı ahsen surette anı,

          Kodu kandil içinde ârı, cânı.

Ondan sonra da, dünyada Peygamberimiz doğup, büyüyüp Peygamber olduğu zaman nasıl bir suret verilmişse, daha âlemi ervahta ResüIullah'ın suretini Cenâb-ı Hak yarattı. Manevi bir kandil içinde, bütün ervah alemine onu gösterdi ve takdim etti.

Bunun üzerine Resulü Ekrem (S.A.V.) 70.000 yıI Cenâb-ı Hak'kı secdede tesbih ve tahmit ettikten sonra ayağa kalktı. Hak'ka ett tâzim, dedi; "Allah-u Ekber" etti tehlil.

 

          Tavaf ettiler anı cümle ervah,

          Dediler budur ol Nur-u Fettah,

         Anı görüp kamu tebcil kıldı ki

         100.000 yıI kadar tehlil kıldı.

Ondan sonra ResûI-i Ekrem Efendimiz'e âlem-i ervah nazar kıldı. Onun mübarek yüzünü görüyorlar, bazıları mübarek alnını görüyorlar. Mübarek başını görenler, mübarek kalbi şerifini görenler; bazıları padişah oldu, bazıları âlim oldu, bazıları fâdıl oldu, bazıları ise âşık, ârif oldular.

 

Resulullah-ı (S.A.V.) görmeye, tanımaya göre dünyadaki vazifeleri dahi Cenâb-ı Hak tedvir buyurdu. Onun için bizler isteriz evladımız şu veya bu vazifeyi yapsın; bunlar hep ezeldeki ilahi takdirdir.

Allah'a (C.C.) şükredin ki sizler inşaallah Resulullah'ın (S.A.V.) kalbi şerifini görenlerdensiniz. Zira Resulullah'ın hilkatlerini, ahlak-i hamidelerini, hayat-ı Muhammediyelerini hamd olsun okuyup anlamak sizlere nasip oluyor. Hem de büyük bir aşkla, büyük bir zevkle. Bize düşen vazife sadece okumak değil, bunlardan bir şeyler almağa çalışmak, kıymetimizi takdir etmek. Senin nail olduğun kıymete nail olmak için çok peygamberler dua ettiler. Resulullah'ın (S.A.V.) kemalini bildikleri anladıkları için, YARABBİ keşke bizi peygamber olarak yaratacağına Ümmet-i Muhammed'den âciz bir fert olarak yaratsaydın diye niyazda bulunurlardı. Resulullah'a (S.A.V.) cemaat olmayı tercih ettiler. Evet ümmet olabilmek, iyi bir ümmet olmak, Resulullah'a (S.A.V.) iyi bağlanmak, iyi tanımak, iyi sevmek, iyi anlamak ile mümkün olur. Ancak o zaman yerinizi tayin etmek mümkündür. Resulullah'ı (S.A.V.) iyi tanımadıkça, onu sevmedikçe insan muallaktadır, zavallıdır. İmam-ı Rabbani Hazretleri (K.S.) Mektubat ‘ında şöyle buyuruyor: “Bu hal yani Resulullah'a (S.A.V.)  kavuşma eriyip yok olma yetmiş bin yılda olur. Esasen manevi yolculuk beş yüz bin yıllık yoldur.” Ayetlerle açık olarak ispat etmişlerdir.

Ama bir insanın ömrü ne (yetmiş bin) ne (beş yüz bin) ne (yüz bin) ne (on bin) ve ne de (bin) yıldır. Çok kısadır. Allah (C.C.) dilerse yirmi yıla indirir yani Cenâb-ı Hak (C.C.) dilerse bu manevi yolculuğu göz açıp kapayıncaya kadar çok kısa bir zamana da indirir. Yani mü'minin yaşayış olarak Resulullah'ın (S.A.V.) aynası halinde olması o hale gelmesi lazımdır.

Bir insanın konuşması, sükûtu, yemesi, içmesi, oturması, kalkması tamamen o mübarek model de eriyecek, kalbinde büyük bir muhabbet olacak, Resulullah-ı (S.A.V.) merak edecek, koca gün onun nurunu gözleyecek, ihlasla onu isteyecek, arzu edecek. ...

Kaynak:  Mustafa UTKU (K.S.)   Esmâ-i Muhammediyye

                                                                                                             

 &  17.01.2011  "Sayfamız en iyi 1024x768 çözünürlükte ve Internet Explorer ile izlenebilir."